Bir kuşun kanatlarına sakladım hüzünlerimi.
Mutluluğum, bir çocuğun gülüşünde
Gülüşüm, dalgaların arasında kaldı.
Ayın ışığı saçlarımda dolaşırken
Sen yoksun...
Vakit, sensizlik vaktidir şimdi.
Sana beş kala çalacak ziller
Ve ben, sensizliğin içinde kaybolurken
Sen bensizlikte yeniden doğacaksın.
Ama yarım...
Ama yoksun...
Ama eksik...
Mine Bircan
Kasım'10
20 Kasım 2010 Cumartesi
15 Kasım 2010 Pazartesi
Sarı Yapraklar
Sarı yapraklar yüreğimi, İstanbul ise hayatımı kapladı. Şehrime sonbahar geldi. Ve ben, şehrimin sarı sokaklarında seni bulmak için dolanıyorum. Sen benden gideli çok oldu, sevgili...
Sen gitmiştin ama; ben seni hiç bırakamadım, be sevgili. Gene bu sabah yastığında elim, yüreğimde senle uyandım. Tıraş olurken, gözüm parfüm şişene takıldı. Yüreğim sendeledi. Yüzümdeki sabun kalıntılarını silip çıkarttığım gibi seni de içimden atmak istedim birden. Üşüdüm yalnızlığımda. Ben sensizlik nedir bilmem ki, sevgili. Ben ben olurken, sen vardın. Ben benden giderken, gene sen vardın. Şimdi gitmek niye?!
İstanbul’da gölgeler uzarken beni çağırıyor sensizlik. Duymamazlıktan geliyorum. Her köşebaşı, bir umut oluyor içimde. Issız sokaklardaki ayak seslerine kulak kesiliyorum. Belki sensindir, belki gözlerindir diye. Ama gelmiyorsun, sevgili. Hiç gelmedin...
Yarını düşünmek artık keyif vermiyor bana. Yarın demek, sensizlik demek. Yarın demek, balıkçıda sarhoş olduğumuz gecenin üstünden bir gün daha geçmesi demek. Yarın demek, seni kollarımın arasına alamadan geçireceğim bir gün daha demek. Şimdi söyle bana sevgili, yarın bunlar demekken, ben nasıl nefes alacağım? Yatağıma dağılan saçlarının arasına nefesimi karıştırmadan nasıl uyuyacağım? Yüzündeki gülümsemenin sıcaklığını bilerek kapıyı çalarken, şimdi nasıl bulacağım anahtarımı?
Biliyorum, her gün biraz daha gidiyorsun benden. Ve artık kim olduğumu unuttum. Sadece seni hatırlıyorum. Riva’da sahilde çıplak ayak yürümüştük ya, saçlarının arasındaki rüzgarı hatırlıyorum. Moda’daki çay bahçesinde üşüyen ellerinle tuttuğun çay bardağını hatırlıyorum.
Ben, beni unuttum. Ya sen? Sen de unuttun mu beni? Nefesinin nefesime karıştığı zamanları, İstanbul’un sarı sokaklarında elim elinde dolaşmalarımızı, annenlere her gidişimizde beni ikna etmek için yaptığın binbir türlü şımarıklıkları... hepsini mi unuttun, sevgili? Unutma... unutma ki, bir umudum olsun. Hayat için. İstanbul için...
Senden başkası olmadı, sevgili. Senden başkası dudağımdan kalbime inemedi. Gölgemden başka, yanımda biri olmadı. Ellerimde senin izinden başka bir iz, senin kokundan başka bir koku kalmadı. O yüzdendir bu kendimi bilmez halim...Hani, Büyükada’da yağmurdan kaçarken bulduğumuz kedi yavrusu gibiyim şimdi. Şaşkın ve ürkek. Onun gibi, sıcacık ellerine ihtiyacım var. Sana ihtiyacım var.
İnan bana sevgili, sana ihanet etmedim. Ama sesim, bana ihanet etti. Gitme, diyemedim. Sen gittin, ben kaldım...
Mine Bircan
Kasım '10
Mine Bircan
Kasım '10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)