3 Ocak 2011 Pazartesi

Eve Doğru

                                                                                   -evden uzakta olanlara-

Seni görmek için sabırsızlanıyorum. Çok uzun zaman geçti, birbirimizin gözlerine dokunmayalı. Heyecanlıyım. Yaklaştığım her an, daha tanıdık geliyorsun. Her şey, bıraktığım gibi. Beni bekler gibisin.Geliyorum. Senin için, ilk göz ağrım için…

Sana güvendiğim gibi, teslim olduğum gibi kimseyle olamadım. Beni öylesine sarıp sarmalamışsın ki, sensizken bile senleydim aslında. İlk gülüşümü, ilk göz yaşımı, ilk korkumu…her şeyin ilkini seninle tattım ben. Zaman, seninleyken dokunmuyordu bana. Hatırlıyor musun, evimin girişindeki at kestanesi ağacını? Altında saatlerimiz geçerdi. Peki ya, baharda açan sümbülleri? Her mevsim, ilk çıktıklarında mor sümbüllerden alırım mutlaka. Senin için.

Hala hissederim senden ayrıldığım ilk anı. Gençtim. Toydum. Korku doluydum. Git, demiştin. Senin için en iyisi bu. O kadar hayatsın ki, sana yetemem. Yaşlıyım senin için. Git ve öğren. Korkma, ben hep buradayım. Bunlardı, ben giderken arkamdan söylediklerin. Oysa ki, ne de yakışmıyordu ayrılık bize…

Uykularımda buluşurdum o zamanlar seninle. Sonra başka rüyalar gördüm, başka nefeslerle karıştım. Tıpkı senin gibi. Ama unutmadım seni. Unutamadım. Şimdi sana yaklaştıkça, rüzgar bile farklı. Dağlar, sanki bozkırın sertliğini kanıtlamak istercesine kudretle yükseliyor. Bulutlar yere indi sanki, her taraf bembeyaz. Sabırsızlanıyorum. Acaba beni tanıyabilecek misin? Sen de değiştin mi benim gibi? Yüzümdeki çizgilerin benzerleri, sende de var mıdır acaba? Ben yoruldum, ilk göz ağrım. Sensizlik yordu beni.

Kayboldum. Hep aynı sorular, aynı cevapsızlıklar arasında kayboldum. Zaman, kendiyle beraber beni de götürdü. Bugünler dün olurken, ben de savruldum bir tarafa. Şimdi sana ihtiyacım var. Kim olduğumu hatırlamak için. Yoluma devam edebilmek için. Öyle çok şey var ki içimde... sadece gözlerinde olmak, iyi gelecek ruhuma.

Başka hikayelerin kahramanları olduk seninle. Hikayelerin içindeki repliklerimiz bile aynı değil artık. Ama belki de ayrılığın içinde bir olduk seninle. O yüzdendir  sana gelişim. Belki de benim hikayemdeki sihirli dünya, sensindir. Hani, arka bahçedeki çalılıkların arasındaki gizli geçitten geçilip, sadece mutlu olunan dünya vardır ya. İşte, bu sensindir belki de. Her şeyi unutup; yeniden başlayacak cesareti sende bulmak için geliyorum. Seni hatırlamak, bendeki beni bulmak için geliyorum. Kaybolanın, ben değil, zaman olması için geliyorum.

Söyle bana karagözlüm, yüreğimdeki kederi alıp götürebilecek misin? Çaresizim. Hayat  giderken, ben duruyorum. Korkuyorum. Zaman geçerken, ben izliyorum. İnançsızım. Dünya dönerken, ben tökezliyorum. İşte bu yüzden zaman, değişme zamanıdır. Vazgeçmişliği üstünden atmanın, gözlerimde saklı olanın çıkma zamanıdır şimdi.  Eğer küllerimden bir ben çıkacaksa, bu ancak senin kollarında olur.

Kapındayım.  O kocaman yüreğinle, çocukluğumla karşımda duruyorsun, işte. Uzaktan ne de ayni, ne de farklı gözüküyorsun. Bozkırın ortasındaki sıcacık şehirsin hala. Bildiğim, benden olan…


 
Mine Bircan
Ocak'11

1 yorum:

  1. hımmm ankara haketmiyor bu yazıyı =p.
    çok güzel olmuş.

    YanıtlaSil