-Sinem'e-
Bir bebeğin doğuşunda kaldı yüreğim. Hayatın güzelliğine kapadığımız yüreğe, minicik eliyle dokunan bir bebek...
Kocaman adamın kocaman ellerinde, minicik bedeni kocaman kalbiyle baktı hepimize. Her şey, bir şeyler alıp götürürken bizden; o, bize geldi. Hayatı getirdi. Hep böyle kal, bebek. Hep ‘sen’ ol, hep ‘biz’den ol.
Yolun başındasın, en keyifli yerinde. Küçük parmakların onunkileri bulacak. Öylesine. Kendiliğinden. Senmiş gibi. Sen bıraksan da, o bırakmayacak artık ellerini. Onun yüreğine sığınacaksın, kendine dönmek istediğin zamanlarda. Annen, o. Önce yüreğinde, sonra kokunda, sonra da gözlerinde olacak...
Düşeceksin, bebek. Düştükçe kalkmasını öğreneceksin. Sen yerdeyken, kocaman eller uzanacak sana. Öyle bir kavrayacak ki seni, bir daha hiç korkmayacaksın. Buradayım, diyecek. Senin kendi ayaklarının üzerinde durabilmen için o hep orada olacak. Yürümeye başladığında bir adım arkanda duracak. Bisiklete binmeyi öğrenirken oturduğun seleyi tutacak parmakları. Baban o, bebek. Öylesine heybetli ki, hiç yıkılmayacak senin için.
Unutma bebek, onlar nerede olursa olsun, ‘sen’ olduğun sürece onlar da varolacaklar daima. Bazen geride kalacaklar senden, bazen de bir bakacaksın bir anda önünde belirecekler. Şaşırma, çünkü hep kalbindeler onlar. Yanında götürüyorsun onları, nereye gidersen git.
Sen, kıymetlisin. Cansın. Sen, onların birbirlerine bakıp; iyi ki seni sevdim, demelerine sebepsin. Özelsin. Bir denizin kıyısındayken, bir kuşun kanatlarına takıldığında, bir çiçeğin kokusuna karıştığında anlayacaksın. Korkma, bebek. Hiç korkma. İşte o anladığındır, yaşamak. Her şey, senin için. Tadını çıkar.
Yaşamak zamanıdır artık. Yağmurun ellerinden küçük ellerinle yaşama tutunma zamanıdır. Ben de varım, deme zamanıdır. Yüreğime hoş geldin, bebek. İyi ki geldin...
Mine Bircan
Mart'11
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder