7 Nisan 2011 Perşembe

Bayram Kokusu


Yatağımın kenarındaki kırmızı pabuçlarımla beraber uyandığım bir bayram sabahıydı. Heyecanla yatağımdan kalkmıştım.Anneannemin evi, taze demlenmiş çay kokuyordu buram buram. Hemen sıcacık sobaya yanaşmış; annemin kahvaltıyı hazırlamasını seyrediyordum. “ Hadi” dedi, annem. “Fırın açılmıştır çoktan. Ekmek al da, güzel bir kahvaltı edelim”. Anneme kırmızı pabuçlarımı giymek için yalvarmaya başlamış; ama onun cevabını beklemeden sokağa çıkmıştım bile. Ayağımda kırmızı pabuçlarımla.

Güneşin aydınlattığı ancak henüz ısıtmadığı saatlerdeydik. Köşedeki fırına gidene kadar ellerim üşümüştü; çenem de ufak ufak titremeye başlamıştı. Fırının kapısını açtığımda yüzümü yalayan mis kokulu sıcak hava, çok iyi gelmişti. Taş fırından gelen sıcaklık, dükkanın içini tamamen doldurmuştu. Cebimdeki paraya bir kez daha dokunup sıraya geçtim ben de. Büyük bir ciddiyetle sıranın bana gelmesini beklerken, gözüm kasadaki genç kadına takılmıştı. Bayram sabahında değildi gözleri.

Gülmüyordu genç kadın. Çene hizasında kesilmiş saçlarını, tek kulağının arkasına atmıştı. Kulağından ise ufak mavi bir çiçek sallanıyordu. Küpesini sevmiştim. Sırada beklerken bayram harçlıklarımla aynısını almaya karar verdim. Siyah hırkasının içine gözleri gibi soluk mavi renkte boğazlı bir kazak giymişti. Belki de o yüzden bakışları olduğundan daha soğuktu. Yok yok, soğuk değildi aslında. Sanki... sanki üzgün gibiydiler. Bayram sabahında onu kimin üzmüş olabileceğini düşündüm. Sol elinde annemin yüzüğünün aynısı vardı. Belki onun da bir kızı vardır, diye düşündüm. Belki kızı da onu kahvaltıya bekliyordu. O ise buradaydı. Ellerine baktım. Dolgun parmakları hızlıca parayı alıyor;ekmeği kağıda sarıp sıradakine teslim ediyordu. İncecik, çizgi gibi dudakları belli belirsiz iyi bayramlar demek için açılıyor ve sabırsızlıkla kapanıyordu. Ekmeği her verişinde de kulağının arkasındaki saçları düzeltiyordu. İçimden beyaz kurdelalı tokamı çıkartıp ona vermek gelmişti. En sonunda sıra bana gelmişti. Aynı eller, benim ekmeğimi de paketledi. Paramı uzattım yanında sarı ambalajlı limonlu bonbonla beraber. Soluk mavi gözler, bir şekere bir de bana baktı. Gülümsedi kısacık. “İyi bayramlar” dedi. Gözlerine bayram sabahı gelmişti en sonunda.

O günden sonra hayatımdaki her bayram, sıcak ekmek koktu bana. O sabah aldığım soluk mavi ekmek gibi...

                                                                                              Mine Bircan
                                                                                              Mart’11

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder